Sosyal Medyanın Toplumsal Olaylardaki Yeri

15 Temmuz 2013

Yorumlar:

0
 Temmuz 15, 2013
 0
social-media-protest
Kategori: Sosyal Medya

Dünya artık çok daha hızlı dönüyor, buna hiç şüphe yok. Hayatımıza yedi yıl önce giren sosyal medya, tüm internet düzenini yeniden kodladı bile. Herşey öylesine değişti ki, internetin ilk zamanları hatırlanmıyor artık. O günler sanki yüz yıl önce yaşanmış gibi unutuldu, yerini bugünün hareketli ve canlı mecraları aldı. Sosyal medya bir varolma biçimine döndü. Sadece Amerika’da sosyal medya kullanıcılarının yüzde 70′i sabah kalktıklarında ilk iş olarak sosyal medya hesaplarını kontrol ediyorlar. Sosyal medya bizi yeniden yaratıyor ve önümüzdeki on yıl, geçtiğimiz on yıldan da farklı olacak gibi gözüküyor.

Sosyal medyanın devleri yayın hayatlarına başladıklarında yola nasıl devam edeceklerini onlar da tam olarak bilmiyorlardı. Özellikle Facebook ve YouTube gibi siteler, kullanıcıların talepleri doğrultusunda şekillendi dersek yalan olmaz. Twitter ise, zaten doğduğu ilk andan itibaren ilgi çekiciydi ve hala o ilgiyi koruyor. Bu devlerin yanında varlık gösteren diğer sosyal paylaşım siteleri de hızla büyümeye devam ediyorlar. Sosyal medyanın toplumsal olaylarda aldığı rol ise, tamamen yeni bir mecra açtı.

Anladığımız anlamda sosyal medyanın toplumsal olaylarda bir el feneri gibi kullanılması Arap Baharı’ndan önce, 2009 İran seçim protestoları sırasında yaşanmıştı. 2006 sonlarında ya da 2007 başlarında kurulan pekçok sosyal paylaşım sitesi, şimdi bir büyük protesto dönemine aracılık ediyordu. İran protestoları yedi ay kadar sürdü. Ve bu yedi ay boyunca gençler twitter ve facebook üzerinden haberleştiler, çektikleri videoları youtube’da paylaşarak dünyaya gösterdiler. İran’daki gençler rejim muhalifi değildi, rejimi yıkmak istemiyorlardı. Sadece seçimlerde yolsuzluk olduğundan ve seçimi yanlış kişinin kazanmış olabileceğinden bahsediyorlardı. Ancak 2009 yılında sosyal medyada kesinlikle bir devrim olmuştu!

Tüm dünya, iki yıl önce bahsedilen “çağın en önemli gücü” denilen sosyal medyanın gerçek gücünü görmüştü böylece. O güne kadar çağın en büyük gücü denilen mecrada sadece sevimli kedi videoları ya da eğlenceli videolar paylaşılıyor ve insanlar birbirlerinin fotoğrflarına bakıyorlardı. Ancak Pers uygarlığının torunları – hem de tüm bu gelişmelere uzak görülürken – bir anda sosyal medyanın asıl gücünü tüm dünyaya göstermişti. Hatta o dönemde İran sosyal medyada sansür uygulamaları başlatmış ve bunun için de öfke daha da büyümüştü. Dns ayarları ile oynamak, ilk İran’da ortaya çıkmıştı. Sosyal medyanın gücü kısa süre içinde İran’dan Ortadoğu’ya ve Arap camiasına yayıldı. 

Arap Baharı

İran’daki olaylardan bir yıl sonra bu kez Arap dünyasında bir hareketlenmeye tanıklık etti dünya. Tunus’ta tutuşan meşale, bir anda tüm Arap dünyasını sardı. Sırayla neredeyse tüm Arap ülkelerinde, yaklaşık olarak 15 ülkede gösteriler gerçekleşti. 2010 yılında “Arap Baharı” denilen o büyük sosyal olaylar patlak vermişti ve gençler yine sosyal medya üzerinden hareketleniyorlardı. Sosyal medyanın İran ve Arap dünyasında ortaya çıkan bu kullanım şekli, Batı dünyasını hem şaşırtmış, hem de ilham vermişti. Çünkü o güne kadar Batı’da sosyal medya bu amaçlarla kullanılmamıştı.

Arap baharında gençler twitter üzerinden örgütleniyor ve haberleşiyor, büyük haberleri facebook gruplarında yayınlayarak haber kaynakları oluşturuyorlardı. Modern çağın bu haberleşme ağı ile Arap ülkelerinin birçoğunda gençlerin başlattığı ayaklanmalarla onlarca yıllık diktatörler oturdukları koltukları bırakmak zorunda kaldı. Gençlerin gücü büyük ve şaşırtıcı idi. Bir anda ortaya çıkıyor, bir anda dağılıyor; ancak kısa süre sonra başka bir noktada yine binlerce olarak ortaya çıkıyorlardı. O dönem dünya medyasında Arap diktatörlerinin ülkelerine sosyal medyayı sokmaktan pişman olabileceği konuşuluyordu. Ama sosyal medya hayatlara bir kere girmişti ve artık önü alınamıyordu. Sansür ve yasaklamalar, gençlerin sosyal medyaya erişimini engelleyemiyordu. Gençler yine de sosyal medyaya erişim sağlamaının bir yolunu buluyor ve kendileri için yaratılan bu ağı gerçekten de sahipleniyorlardı.

Sosyal meyda iletişim ağlarının geldikleri son nokta, bu ağların giderek organikleştiklerinin gerçek bir kanıtı. Türkiye’de son olarak Gezi Parkı direnişi sırasında gücünü bir kez daha gördüğümüz sosyal medya ağları, gençlerin haberleşmesinde dev bir ağ oluşturdular. Üstelik twitter ve facebook gibi ağlar, yaratıcılarından ve yöneticilerinden bağımsız olarak sahipleniliyor ve yapılan değişiklikler, odasının düzenini değiştiren ebeveyne verilen tepkiye benzer bir tepki ile kınanıyordu. Sosyal medya kullanıcıları, son Gezi olayları ile de bu ağların sahiplerine birşeyi daha göstermiş oldular; sosyal medya artık kullanıcılarına aittir. Bu mecraların sahiplerinin sosyal medya üzerine söz söyleme hakları artık neredeyse yok gibidir. Bu gerçeği dikkate alması gereken sadece bu mecraların yöneticileri değil, aynı zamanda bu mecralarda ticari ilişkiler geliştiren şirketler. Sosyal medya insanlığın geçrekten yararına mı, yoksa Dr. Frankenstein gibi bir canavar mı yaratıldı; bunu zaman gösterecek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resmi Yenile

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>