10 Haziran 2013

Yorumlar:

0
 Haziran 10, 2013
 0
sosyal-medya-agac
Kategori: Sosyal Medya

likeSosyal medya, teknoloji dünyasında internetin kendinden sonra gelen en büyük devrim olarak kayda geçti. Kacynzki’ye göre, bir teknolojik gelişme meydana geldikten sonra o süreç asla geri döndürülemez. Daha açık konuşmak gerekirse, artık sosyal medyanın olmadığı bir dünya düşlemek mümkün değil.

Dünyanın en saygın yayınlarından olan ve 90 yaşındaki Time dergisi, her yıl düzenli olarak yılın insanını seçer ve Aralık sayısında o kişiy kapak yapar. Time’ın 2006 yılının Aralık sayısı kapağında yılın insanı olarak “you” (sen) vardı. Youtube, facebook ve twitter’ın yeni kurulduğu ve yavaş yavaş kullanıcılarını artırdığı yıldır 2006. O zamanlar bu öngörü tam olarak anlaşılamamış ve sosyal medyanın gerçekten de çağa yön veren bir mecraya dönüşeceğini çok az kişi düşünebilmişti. Oysa güncel olarak sosyal medya kullanıcıların büyük bir çoğunluğunu, 2006 yılında sosyal medya için “neye yarayacak ki bu?” diyenler oluşturuyor ve sosyal medyanın en ateşli savunucuları da yine bu kesimden çıkıyor. Çünkü sosyal medya, 21. yüzyılın ilk on yılında hayatımıza giren ve bireysel bilginin çağını başlatan yegane mecra oldu.

Bu marotona ilk önce üç büyükler başladı. Youtube, Facebook ve Twitter. Günümüzde ise onlarca sosyal medya paylaşım sitesi mevcut. Sosyal medyada her yıl sadece Amerikalıların ürettiği etkin ve yayılan paylaşımların sayısının 500 milyardan fazla olduğu biliniyor. Her ay Facebook’ta 25 milyardan fazla paylaşım yapılıyor. Youtube’a saniyede yüklenen video sayısı, her yıl bir öncekini en az ikiye katlıyor. Youtube’da her gün iki milyon video izleniyor ve Flickr’da 4 milyardan fazla fotoğrafa bakılıyor. Facebook kullanıcılarının yüzde 30′u, sabah kalktıklarında lavaboya bile gitmeden Facebook paylaşımlarını kontrol ediyorlar. Sadece Amerika’da Fcebook ve Twitter’ı itibar yönetimi ve benzeri nedenlerle kullanan saygın şirketlerin yüzdesi, yüzde 97. 2012 yılında gerçekleşen evliliklerin altıda birinin sosyal medyada tanışan insanlar arasında gerçekleştiği açıklandı ve Twitter’da her gün 55 milyondan fazla tweet atılıyor. Gündemin yoğun olduğu zamanlarda, twitter’ın günde 175 milyondan fazla tweet gördüğü günler oldu. Bu tarihi sayıya ulaşılmasını sağlayan en etkin kullanıcılar Amerika, Avrupa ve Japonya’da yaşıyor.

Bill Gates’in twitter hesabının 100 bin takipçiye ulaşması sadece sekiz saat sürdüğu bir dünyada yaşıyoruz. Günümüzde twitter, bir anlamda sosyal medyaların en etkini halini aldı. 500 milyon kullanıcısı ile Kuzey Amerika nüfusundan fazla sayıda insan tarafından kullanılıyor. Öyle ki eğer Twitter bir ülke olsaydı, dünyanın en kalabalık 12. ülkesi olacaktı. Bu 500 milyonun yüz milyonu, son derece aktif kullanıcılar ve büyük ölçüde twitter gündemini bu kullanıcılar belirliyor. Ayrıca Twitter’a her gün 300 bin yeni kullanıcı ekleniyor. Kullanıcıların yarısı her gün muhakkak siteye bağlanıyor ve paylaşım yapıyor.

Rakamsal bilgiler çoğaltılabilir. Ama sosyal medyanın gücü sadece rakamlarda gizli değil kuşkusuz. Örnek vermek gerekirse günümüzde 40 milyon takipçisi olan Justin Bieber ile 35 milyondan fazla takipçisi olan Rihanna, bazı devlet başkanlarından daha fazla saygı görüyorlar. Lady Gaga’nın ya da Madonna’nın twitter paylaşımları retweet rekorları kırarak saniyeler içinde milyonlarca insana ulaşabiliyor. Bu yayılma hızı, Birleşmiş Milletler Genel Başkanı’nın kritik bir meselede yaptığı konuşmanın yayılma hızından onlarca kat hızlı.

İletişim ve bilişim çağını yaşadığımız bu dönemde, bilgi paylaşımında yaşanan bu inanılmaz hız, sosyal medyanın sınırlarının da belirlenemez olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Saniyeler içinde Lady Gaga’nın yeni saç rengi milyonlarca insana ulaşabildiği gibi, zaman zaman “hoax” denilen yalan ve komplo içeren bilgi de aynı paylaşım hızıyla yayılabiliyor. Bu da sosyal medyanın civa gibi akışkan ve su gibi konulduğu kabın şeklini alan organik bir materyal olduğunu da ortaya koymakta. Belki bizler sosyal medyanın emekleme dönemlerini yaşıyoruz kim bilir…

Nasıl sosyal medyada paylaşımları biz belirliyorsak, sosyal medyanın ulaşabileceği sınırları da bizler belireyebiliriz. Ya da sosyal medyanın gerçekten bir sınır var mı? Sosyal medya, internet mecrasının yeni “Vahşi Batı”sı ve yeni “Western”idir. Çünkü sosyal medyanın sınırları hayal gücü ve arzu ile belirlenir. Bu çağda sosyal medyada gidebileceğimiz noktaya kadar ilerleyeceğiz. El Dorado’nun peşinde koşan Avrupalı maceracılar gibi, tüm tehlikeli patikalarda yol alacağız. Karşılaştığımız her yeni reaksiyon ve her yeni organik tepki ile, yepyeni bir bitki türünün keşfini yapmış olan Amerikalı kaşifler gibi mutlu olacağız. Neticede Dr. Frankenstien olmamak ve yarattığımız bebeği bir canavara dönüştürmemek de bizim elimizde. İpleri bırakmamak ve sınırları itidalle zorlamak gerek. Çünkü yaratıcılık her şeydir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resmi Yenile

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>